ADRENALİNİ SEVİYORUZ

Yazdır
PDF
gazete_vatan
MEDYA:
 GAZETE VATAN - Bizim Kahve
TARİH :
 27.06.2009

 

 Ölüme yaklaşıp ondan kaçıyoruz...

14024_101_1.jpgGörevleri tehlike... Kendilerine endüstriyel dağcılar adını koymuşlar. Yeri geliyor karayollarının etrafına tel geriyor, yeri geliyor plazaların kablolarını döşeyip AVM'lerin tabelalarını asıyorlar. 300 metre yükseklikteki barajların çevresine set örmek ya da Boğaziçi Köprüsü'nün 169 metrelik çelik hatlarından aşağıya sallanmak onlar için çocuk oyuncağı... Boğaziçi Köprüsü'ndeki ışıklandırma sistemini yenileyen "TOUR-K" ekibinin kurucuları Kadir Sağlam ve Melih Köse, tehlikelerle dolu mesleklerinin inceliklerini anlattı.


Endüstriyel dağcı ne iş yapar?
Kadir Sağlam: Endüstriyel dağcı, normal bir işçinin yüksekte yapamayacağı her işi yapar. Fabrika bacalarından barajlardaki kapak değişimlerine ve boyamalara, gökdelenlerdeki cam temizliğinden telefon ve televizyon vericilerine kadar aklınıza ne geliyorsa... Bu işin dünya literatüründeki adı "Rope Access", yani Türkçe'de "iple erişim teknikleri uzmanı." Biz IRATA'ya bağlı çalışıyoruz. IRATA, dünyadaki endüstriyel dağcıların toplandığı bir federasyon. Buraya üye olmak için, ana ipinizin yanında yedek bir iple kendinizi güvene almayı ilke edinmeniz gerekiyor.
Melih Köse: İple erişim uzmanı, asla hayatını tehlikeye atmaz. Biz 150-220 metre yukarıda çalışırken kalabalık bir caddede yürüyen ya da direksiyon başında trafikte olan bir insandan daha güvendeyiz. Kullandığımız "karabina" adı verilen iplerin çekerliği 1.5 tona kadar çıkıyor.
O yüzden, yukarıda canımızla ilgili en ufak bir endişe etmiyoruz.


Sakin ve cesuruz lakabımız da "Cesur Yürekler"

Yine de bir risk mevcut değil mi?
Kadir.: Biz ne kadar emniyet alırsak alalım, yine de bir risk var. Ama bu risk diğer meslek çalışanlarından fazla değil. Bugün siz yoldan geçerken de kafanıza bir şey düşebilir. Bizle çalışanlar sakin ve cesur olmalı. Zaten lakabımız da "Cesur Yürekler."
Melih: O yükseklikte çalışan insanların yükseklik korkusu olmaması, cesur olması ve panik yaşamaması gerekiyor. Herhangi bir insan o yüksekliğe çıkıp da RATA teknikleriyle çalışsa bile kaza yaşayabilir. Mesela, bizim kancalarımız var. Onu köprüde iki ayrı halata takıyoruz. Normalde, tekniğe göre aynı anda ikisinin birden çıkarılmaması gerekiyor. Heyecanlı birisi ikisini de aynı anda çıkarabilir. Bunu uygulayabilmek için de belli bir rahatlık gerekiyor.
Boğaz Köprüsü'nde yükseklikle ilgili hiç sorun yaşamadık

169 metre uzunluğundaki Boğaz Köprüsü'nün ayağına ilk kez çıktığınızda içinizde bir heyecan olmadı mı?
Kadir: Boğaz Köprüsü bizim ilk yüksekliğimiz değil. 169 metre sizin gördüğünüz yer ama görmediğiniz barajlarda çalışma yüksekliğimiz 250-300 metreye kadar çıkabiliyor. Aslında yamaç paraşütçülüğünün vermiş olduğu tecrübeyle o yükseklikler bize çok sıradan geliyor. İlk sefer gerçekten yukarı çıktığımızı gören insanlar "Size baktığımızda dizlerimizin bağı çözülüyor" der. O yükseğe çıkınca da ne kadar hazır olursanız olun, ilk seferde içinizde bir ürperti oluyor. Kendinizden bile şüphe duyuyorsunuz. Kafanızda "Acaba düğümü doğru attım mı, bu ip beni taşır mı, bu kanca beni taşır mı" gibi soru işaretleri oluyor. Ama biz ilk seferde Boğaz Köprüsü'nde yükseklikle ilgili hiç sorun yaşamadık.

Peki nerede yaşadınız?
Kadir: Karayolları ile beraber 150 metrelik bir uçurumu kaplamıştık. Yola taş düşmesini önleyici çelik ağ sistemleri örüyorduk. İlk kez taş düşürülmesi gereken büyük devasa bloklar vardı. Bunlar 1.5 tona kadar çıkabilen, araba kadar büyük taşlardı. İlk kez yapmanın verdiği deneyimsizlikle bazı sıra dışı durumlar yaşıyorsunuz. Ne kadar eğitim alırsanız alın, o taşın altına girip de onu oymaya başladığınızda "Acaba ne zaman düşecek veya bana gelir mi" diye endişe yaşıyorsunuz.
Aslında işimizi yaparken ölmek isteyen tipler değiliz

İnsan hiç tereddüt etmez mi çığ ya da heyelan olma olasılığı yüksek bir yere çıkarken?
Melih: Sanırım biraz da adrenalin tutkunluğu var bizde. Heyecan olmadan yaşayamıyoruz.

Ölümle baş başa olmanın getirdiği bir heyecan duygusu mu?
Melih: Aslında öyle ölmek isteyen tiplerden değiliz. Ama işte hani dokunup kaçarsın falan... Biz de ölüme yaklaşıp ondan kaçıyoruz. Bu fikir hoşumuza mı gidiyor, bilmiyorum.
Türkiye'de dağcılar mutlaka bir kere köprüye çıkmak ister

Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor?
Kadir: Bizim Boğaz Köprüsü'nde çalışan ekibimiz 10 kişilik. Ama yaptığımız işin boyutuna göre bu ekip 60'lara kadar da çıkabiliyor. Bir gökdelene üç kişiyi çıkartıyorsak, kayanın düşmesini engelleyecek olan ekip metre kare alanına göre 30'lara, 40'lara kadar da çıkabiliyor.

Boğaz Köprüsü'nde dağcılığın normal dağcılıktan nasıl farkları var?
Kadir: Türkiye'de hangi Endüstriyel dağcı olursa olsun, Boğaz Köprüsü'nde bir kere bu işi yapmak ister. Milli dağcılardan tutun, bu işe gönül vermiş dağcılara kadar birçok arkadaşımız Boğaz Köprüsü'ne çıkmak istiyor.
Melih: Aslında en basiti, yükseklikle ilgili bir fark olması. Çünkü Boğaz Köprüsü gibi aşırı dikey yükseklik, gerçekten onu tedirgin edebiliyor ve teknikleri bilse de bazen uygulayamıyor.

Dikey yükseklik ne gibi bir sorun yaratır?
Melih: Aşağısı boş olduğu için bir yerlere basamıyorsunuz, bir yeri görmüyorsunuz. İşte burada da işin içine "cesaret" giriyor. Yani teknikleri ne kadar iyi bilirseniz bilin, o dikey yükseklik korkusu insana geldiği zaman yukarıda hiçbir şey yapamazsınız. İnsan o noktada kilitlenip kalır.
Kadir: Bizim etrafımızda çalışan arkadaşların hiçbiri, eğer biz psikolojik olarak onlardan emin değilsek, o yüksekliğe çıkmıyor zaten. Bakıyoruz 30 metrede çok iyi atlıyor, zıplıyor, emniyet kurallarını çok iyi uyguluyor, korku yok, o zaman çalışıyoruz.


Rüzgarın yola doğru esmesi en büyük zorluklardan biriydi

Boğaz Köprüsü'nde sizi en çok zorlayan neydi?
Kadir: Rüzgarın yola doğru esmesi bizi çok zorladı. Çünkü rüzgar sağdan estiğinde ipiniz direkt yola gidiyor. Aslında en büyük risklerden birisi bu arabalara takılmasıydı.

Ne tarz malzemeler kullanıyorsunuz?
Kadir: İşaretlemek için boya, ölçü almak için su terazisi kullandık. Ayrıca yan keski, bant, plastik kelepçe, tornavida ana malzemelerimiz. Plastik kelepçeyi, kabloları köprünün üstüne sabitlemek için kullandık. Köprüde 1 ay çalıştık.

Çalıştığınız en ilginç yerler nerelerdi?
Melih: Bizim için Boğaziçi Köprüsü dışında Denizli'deki Adıgüzel Barajı ve hidroelektrik santrali var. Orada yaklaşık
200-250 metre yükseklikten baraja uçan taşlar vardı. Bunları engelledik.

Peki gökdelen temizliği nasıl oluyor?
Kadir: Tehlike açısından en kolayı gökdelen temizliği. Ancak uygulaması sanıldığı gibi kolay değil. Özellikle daha tasarruflu olması için adi camlar kullanılıyor bazen. Bu camların temizlenmesi inanılmaz zor.


Anadolu Ateşi'nin yüksekteki dekorasyon işlerini de yapıyoruz

Boğaz Köprüsü'nde ne kadar ücret aldınız?
Melih: Bizimle çalışanların aldığı ücretler standarttır. Ortalama günde 400- 450 TL'ye çalışıyoruz. Çalışanların tecrübesi ve yapabilecekleri işlerle ilgili fiyatları da farklı. Aynı zamanda, Anadolu Ateşi'nin yüksekteki dekorasyon işlerini de yapıyoruz. Uçma efektlerine destek yapıyoruz. Tarihi eserler de var bu işin içinde...

Nasıl yani?
Melih: Gümüşhane tarafında bir kaya mezarı vardı. Oraya ulaşamıyorlarmış. Yerden 30 metre kadar, yukarıdan da 70 metre kadar yüksekliği vardı. Ben yukarıdan iple oraya girmiştim.

Sizin gibi "korkusuz" insanların da korktuğu şeyler vardır.
Kadir: Yakınlarımın başına bir şey gelmesinden ve sakat kalmaktan korkarım. Bir de bebekleri kucağıma almaktan...

Tuğrul Tunalıgil

Kimler Sitede?

Hic bir uye sitede degil
Misafir: 14
024099
BugünBugün19
DünDün118
toolbar powered by www.mit3xxx.de