Gokhan KARAKAS

MAVİ DENİZ SİYAH YILDIZ

Yazdır
PDF
sth_3

Sualtındaki kirlenmenin ürkütücü boyutlarını gözler önüne sermek için insansal atıkların yoğun bırakıldığı yerlerde temizlik dalışları yapan Sualtı Temizlik ve Bilinçlendirme Hareketi (STH) Harem'de etkinlik düzenledi.

Harem'de geçtiğimiz yıllarda yapılan dalışlarda 11 bin 573 parça çöpü çıkartan gönüllü dalgıçlar özellikle büyük araçlara ait lastiklerin oluşturduğu kirliliği en aza indirmek için mücadele etti.

116 çeşitli boyutta araç lastiğini çıkartan STH gönüllüleri, dün yaptıkları dalışta insan gücüyle çıkartılması zor olan lastikleri hedef alarak çalıştı. 50 kadar traktör, kamyon, otomobil ve iş makinesi lastiğinin bulunduğu tahmin edilen Harem'e dalan 6 gönüllü dalgıç yine yüzlerce katı atık çıkardı.

Çöp tenekesi olmayan geçiş güzergâhı
sth_4
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin deniz temizlik araçlarının da kullanıldığı dalışlarda sualtından toplanan çöpler konulduğu kafeslere karaya çıkartıldı.

Çöp kafeslerinin yüzlerce katı atıkla dolu olması Harem'de ki herkesi şaşırttı. Yüzlerce metal ve plastik şişenin yanı sıra cam ve metal eşyalar tek tek ayırıldı.

Çöpleri ayıran gönüllüler özellikle lastiklerin içinde yaşayan ama dipteki çamur nedeniyle siyah bir tabakayla kaplanan canlıları bulmaya çalıştı.

Lastiklerin içinde yüzlerce deniz kabuklusu, salyangoz, karides, denizyıldızı ve küçük kaya balığı bulan gönüllüler, simsiyah görünen canlıları yıkadıktan sonra tekrar denize bıraktı.

Gönüllüler, Harem'in otogar sebebiyle İstanbul'un önemli bir geçiş noktası olduğunu çevrede çöp tenekesinin olmamasının her çöpün denize atılmasına sebep olduğunu vurguladı.

Sualtı gönüllüleri, lastikler üzerindeki canlıların Harem'de halen bir ekolojik yaşamın var olduğunu gösterdiğini ve kısa süre içinde bu yaşamın yok olacağını belirtti.


DENİZİ SEVMEK

Yazdır
PDF

DENİZLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN SEVMEK GEREKİR!

ihtiyar_balikci

İhtiyar balıkçı "Rastgele, rastgele" sözleriyle uğurlandığı Salacak kayıkhanesini görüyordu uzaktan...

Kayıkhanedeki arkadaşlarıyla iddiaya girmişti en iri balığı bugün o yakalayacak nam'ına nam katacaktı.

Ekmeğini çıkardığı denize saldığı ağları toplamaya başlayacaktı birazdan. Açık denizdeydi, yalnızdı, yaşlıydı, güçsüzdü ama nasırlı ellerini nasıl kullanması gerektiğini tuzlu su öğretmişti O'na.

Yanından geçen şehir hatları vapurunun dalgasını bordaladıktan sonra asıldı ağın iplerine. "Ya Allah, ya kısmet" derdi her işe koyulduğunda, çünkü deniz ekmeğini verir, aç bırakmazdı.

Ellerindeki nasırların arasından geçiyordu ağ, ilk balığın gümüş ışıltısını gördü.

Kız Kulesi'nden yüzyıllar önce kaçan Bizans tekfurunun kızını hatırladı birden, belki efsanedeki kızda böylesi bir kayıkla bir kefal gibi sessizce kıyıya yaklaşıp atlamıştı aşkının atına.

İlk balığı aldı parmaklarının arasına, kıyıdaki deniz dostlarına vereceği müjde hep aklındaydı.

Eline aldığı balığı sevdi önce bakışlarıyla.

Sonrada küreklerin hemen yanına yaptığı ilkel cetvele götürdü. Yakaladığı istavritin boyunu ölçtü...

Ağın geri kalanına bakmadan atıverdi denize istavriti, çünkü henüz yavruydu, büyüyüp serpilmesine 1-2 hafta vardı…

Çünkü biliyordu ki denizle başa çıkmanın en iyi yolu denizi sevmekti. Ağın geri kalanında bekleyen balıklara yöneldi daha sonra.

Nasıl olsa bereketine inandığı deniz verecekti rızkını...

İSTAVRİTSİZ İSTANBUL

40557Çok değil 10-15 yıl öncesinde balıkçıların yakaladıkları balıkların boyutlarını küçük bulup denize bıraktığı günlerde yaşadı Marmara.

Şimdilerde ise balıkların yerine pet şişelerin takıldığı Marmara Denizi'nde geçtiğimiz ay bir festival düzenlendi.

Tüm çevre felaketlerine rağmen Marmara Denizi'nin halen yaşadığına dikkat çekmek düzenlenen "Yaşayan Marmara Festivali" balıksız geçti.

Sualtı gönüllüsü dalgıçlar ve fedakâr deniz gönüllüsü festival komitesi Marmara Denizi'nin korunmaya ihtiyacı olduğu anlattı.

Marmara Denizi'nin son yıllardaki aşırı kirlenmesi ve insansal atıkların yaşattığı çevresel felaketlere rağmen halen pek çok canlıya ev sahipliği yaptığı kanıtlandı.

Ama ihtiyar balıkçıların küçük diye kıyamayıp denize bıraktığı istavritler yoktu Marmara'da.

ORAMİRAL ATAÇ’IN ÇAĞRISI


Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Sayın Metin Ataç bir toplantıda gazeteciler aracılığıyla tüm topluma şöyle seslendi:
"Magazin haberleri değil, denizlerimizin değerini korumak için yapılacak haberler bekliyoruz. Gelin halkımızın içindeki uyuyan devi, deniz sevgisini uyandıralım. Türk insanındaki denizcilik bilincini uyandıralım. Denizle başa çıkmanın en kolay yolu denizi sevmektir."


Gökhan KARAKAŞ
Milliyet Gazetesi

POSEDION

Yazdır
PDF

POSEİDON bize kızıyor

posedion-1

Üç dişli mızrağı ile denizleri allak bullak eder, karaları sarsar, depremler yollardı insanlığın üzerine. Çünkü Dor'ların göçlerinden önce Peloponnesos ile Boiotia'da büyük saygı görürdü. ZeuS’un kardeşiydi aynı zamanda, deniz dibi tanrıçası Amphitrite ile evlenmiş, zorla sahip olduğu Medusa’dan ise Pegasus doğmuştu. Bu nedenle atlarında tanrısıydı. Yüceliğine uygun şekilde tertiplenen araba yarışları içinde, Korinthos'ta yapılan İsthmia yarışı en meşhuruydu. Atina'da ki Erekhteion'da, Athena ile yarışmıştı. Athena’ya kızınca üç dişli asasını yere vurdu ve kayada koca bir yarık açılmıştı. Bu tanrının oğullarından biri Amykos'tu. Bebryklerin kralı. Ülkesinin kıyılarına gelen yabancıları yumruk dövüşlerine zorlar,yenilenleri öldürür. Argonautlar, Bebryk'ler iline geldiklerinde Amykos Pplydeukes'e yenilir ve artık tehlikesiz bir hale gelir. Bir diğer oğlu Kyknos'tur. Kyknos, Akhilleus tarafından Anadolu’da ki Troya önlerinde öldürülmüş ve babası tarafından kuğuya dönüştürüldü. Hırs ve gücü temsil eder bu tanrı. O’nun hırsı Atlantis'in yok olmasına bile sebep olur. Bunun nedeni ise dünyanın en mükemmel şehrini inşa etme arzusudur. En önemli silahı üç dişli bir mızraktır ve bu mızrağı yere vurduğunda depremler meydana gelir…İnsanlığa felaketler gönderirdi denizden.


poseidon-2Poseidon:(Ποσειδῶν) Denizlerin Tanrısı

Y

unan mitolojisinin deniz tanrısı Poseidon’dan bahsediyorum. Mitolojinin kahramanlarının denizlere olan saygısının göstergesi olan  Poseidon’u en çok sırtını denizlere çeviren insanlar hatırlamalı. Bir doğa gerçeğidir herkes bilir. “Deniz kendinden izinsiz alınanı mutlaka geri alır”. Yüce Poseidon insanlığın hırsını temsil eder. Bir hırsla yok ettiğimiz doğa, pek çok defa harekete geçip kendinden alınanı geri almadı mı? Son yıllarda görülen olmadık kasırgalar (El Nino), sel felaketleri, depremler sonrası kabaran denizler (tsunamiler), bilimsel gerçeğe dayanmadan anlamsız batan gemiler... Her gün tehlike katsayısı artan küresel ısınma. 21.yüzyıl insanının kendine yer açmak için yok ettiği denizlerin kendinden alınanı mutlaka bir gün geri alacağının göstergesi değimli? Hayatı doğal nedenlerle son bulamayacak kadar güçlü bünyeye sahip köpekbalıklarının tek düşmanı insan kendi saldırganlığını örtmek için bu türü canavar ilan etmedi mi?
Bizler….
Marmara Denizi’de sayılırsa Türkiye bir ada ülkesidir. 3 değil 4 yanımız denizlerle çevrili. Dünyada pek az ülkenin sahip olabileceği bir coğrafi konumda yaşıyoruz. Oysa deniz ticareti, deniz hukuku en önemlisi deniz kültürü hakkında sınıfta kalıyoruz. Karayollarına yapılan yatırımlar kamuoyunda takdir ediliyor. 3. köprü gündemde, yeni bir doğa katliamı  daha bekliyor İstanbul’u. Yüzü yerine sırtını denizlere dönen bir milletiz çünkü. Yapılan karayolları her gün onlarca insanın canını alıyor, 3 ölümlü kaza haber niteliği bile taşımıyor. Karayolları petrol ürünlerinin daha çok kullanımı ve otomobillerin yedek parçalarının devamını sağlıyor. Oysa denizlerimizi doğru kullanabilsek, doğru ve modern ulaşım teknolojileriyle denizlerimizde seyahat edebilsek. Denizlerini korumayı ordusuna ve gönüllü sivil toplum kuruluşlarına devretmiş bir toplumuz. Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı bir müsteşarlık dışında bürokraside temsil bile edilmiyor denizlerimiz. Denizlerimizle barışırsak, tüketime yönelik yatırımlar yerine doğayla barışık ulaşım olanaklarına da sahip oluruz. Umarım barışırız. Barışmazsak Poseidon’un kızgınlığı daha da artacak çünkü.
Barışın denizlerle ve haydi dalın sağlıcakla…

Dip Not: İnsanlığın yok etme güdüsünün kanıtı. Deniz tanrısı Poseidon aynı zamanda ABD yapımı, balistik, stratejik güdümlü bir mermiye de verilen isimdir. 1971'den başlanarak, ABD'nin dalmış durumdaki nükleer denizaltılarına yerleştirilen Poseidonların her biri 40 kt gücünde ve 4.200 kilometre mesafeli 14 nükleer başlık taşıyabilir.

Gökhan KARAKAŞ
Milliyet Gazetesi

Köşe Yazıları...

Kadir SAĞLAM
Kadir SAĞLAM

Gokhan KARAKAS
18.04.2010
MAVİ DENİZ SİYAH YILDIZ

Kadir SAĞLAM
25.02.2010
GECE DALIŞI


toolbar powered by www.mit3xxx.de