| 28 Şubat 2010
DENİZLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN SEVMEK GEREKİR!
İhtiyar balıkçı "Rastgele, rastgele" sözleriyle uğurlandığı Salacak kayıkhanesini görüyordu uzaktan...
Kayıkhanedeki arkadaşlarıyla iddiaya girmişti en iri balığı bugün o yakalayacak nam'ına nam katacaktı.Ekmeğini çıkardığı denize saldığı ağları toplamaya başlayacaktı birazdan. Açık denizdeydi, yalnızdı, yaşlıydı, güçsüzdü ama nasırlı ellerini nasıl kullanması gerektiğini tuzlu su öğretmişti O'na.
Yanından geçen şehir hatları vapurunun dalgasını bordaladıktan sonra asıldı ağın iplerine. "Ya Allah, ya kısmet" derdi her işe koyulduğunda, çünkü deniz ekmeğini verir, aç bırakmazdı.
Ellerindeki nasırların arasından geçiyordu ağ, ilk balığın gümüş ışıltısını gördü.
Kız Kulesi'nden yüzyıllar önce kaçan Bizans tekfurunun kızını hatırladı birden, belki efsanedeki kızda böylesi bir kayıkla bir kefal gibi sessizce kıyıya yaklaşıp atlamıştı aşkının atına.
İlk balığı aldı parmaklarının arasına, kıyıdaki deniz dostlarına vereceği müjde hep aklındaydı.
Eline aldığı balığı sevdi önce bakışlarıyla.
Sonrada küreklerin hemen yanına yaptığı ilkel cetvele götürdü. Yakaladığı istavritin boyunu ölçtü...
Ağın geri kalanına bakmadan atıverdi denize istavriti, çünkü henüz yavruydu, büyüyüp serpilmesine 1-2 hafta vardı…
Çünkü biliyordu ki denizle başa çıkmanın en iyi yolu denizi sevmekti. Ağın geri kalanında bekleyen balıklara yöneldi daha sonra.
Nasıl olsa bereketine inandığı deniz verecekti rızkını...
İSTAVRİTSİZ İSTANBUL
Şimdilerde ise balıkların yerine pet şişelerin takıldığı Marmara Denizi'nde geçtiğimiz ay bir festival düzenlendi.
Tüm çevre felaketlerine rağmen Marmara Denizi'nin halen yaşadığına dikkat çekmek düzenlenen "Yaşayan Marmara Festivali" balıksız geçti.
Sualtı gönüllüsü dalgıçlar ve fedakâr deniz gönüllüsü festival komitesi Marmara Denizi'nin korunmaya ihtiyacı olduğu anlattı.
Marmara Denizi'nin son yıllardaki aşırı kirlenmesi ve insansal atıkların yaşattığı çevresel felaketlere rağmen halen pek çok canlıya ev sahipliği yaptığı kanıtlandı.
Ama ihtiyar balıkçıların küçük diye kıyamayıp denize bıraktığı istavritler yoktu Marmara'da.
ORAMİRAL ATAÇ’IN ÇAĞRISI
Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Sayın Metin Ataç bir toplantıda gazeteciler aracılığıyla tüm topluma şöyle seslendi:
"Magazin haberleri değil, denizlerimizin değerini korumak için yapılacak haberler bekliyoruz. Gelin halkımızın içindeki uyuyan devi, deniz sevgisini uyandıralım. Türk insanındaki denizcilik bilincini uyandıralım. Denizle başa çıkmanın en kolay yolu denizi sevmektir."
Gökhan KARAKAŞ
Milliyet Gazetesi

yazar neşat ergül, Nisan 25, 2010
umarım elimizdeki zenginliklerin gelecek nesiller
açısından farkında olur, onlara sahip çıkarız.
yoksa.... kısa bir süre sonra ya biz, ya çocuklarımız
açlıkla boğuşur.
yazar Denizhan Güzel, Nisan 24, 2010
Denizhan
yazar Ergün Çolakoğlu, Nisan 23, 2010
yazar özner, Nisan 23, 2010
duyun artık .. duyuuuuuunnnnn
yazar murat , Nisan 23, 2010
Deniz o zamanlar bizi seviyordu, bizde denizleri ve o ihtiyar balıkçıyı rızıksız asla bırakmadı
Şimdi ise bizim vurdum duymazlığımızı gelecekte olacak çoçuklarımızı,torunlarımızı düşünmeden yaşamaya devam ediyoruz eskiden bizde böyle değildik değiştik sonuçta yarınları kirleten bir millet haline geldik
Japonlar bize radarı satarken dedilerki siz bunu alırsanız 20 sene sonra biz size balık ihraç ederiz inanıyorum ki bu zamanlar yakındır..
Marmara denizinde gırgır makinalarına izin verildikçe veya kanunsuzluğuğa göz yumuldukça biz millet olarak karanlıkta kalmaya mecburuz.
Bu kadar güzel bir makaleye imza attığınız için size minnetlerimi sunarım sevgiyle kalın........





Eline, emeğine, diline, kalemine sağlık.
Sevgiler